17 Ekim 2008 Cuma

İstenilen Düzey

Bölüm 2: Orijinal Yalnızlık

İyi bir çalışan olmanın ilk koşullarındandır susmak. Görmek ve unutmak da peşinden gelir aslında. Bu iki mühim gereksinime rağmen susmak birincil niteliktedir. Herkesin müptelası olduğu gizemi beraberinde getirir çünkü. Gizem insanları çeken yegâne olgu olduğundan. Susmak her zaman iyi bir sivrilme ve parmakla gösterilme sebebidir. Tek sorun söylenmeyenlerin giderek bütün vücudu şişme bir balon gibi kaplamasıdır. Zaman içerisinde bolun şişer ve en olmadık zaman diliminde patlar. Meziyet, balonun patlama anını iyi hesaplayıp yanlış yerde olmayı engellemektir.

Kamu personeli sınavı ile kazanılan yaşam hakkının izinden gidiyordu Furkan. Bu kazanımını sonuna dek ve tüketene kadar kullanmak istiyordu. Devlet memurluğuna uyumlu bilincinin frekansını doğru yönlendirmeye çalışıyordu. Bu sayede adaptasyon süreci az sıkıntılı ve vasatın altında zarar ile kapatılabilirdi. Standart insan profilinden çıkması gerekiyordu. İnsanoğlunun iktisadi emelleri doğrultusunda ha bire yeme refleksi gereği aklındaki ilk plan yükselmek ve üst pozisyonlarda yer edinmekti. Bunu yapmak için acele etmemeliydi nitekim. Nabızlar yoklanmalı, şerbetler buna göre şekerlendirilmeliydi. Daha da önemlisi her zaman iyi bir intiba bırakılmalıydı. Kendi için oldukça zor da olsa Furkan, sükut denizinde dalış derslerine başlaması gerekiyordu. Diğer çömezlerden farklı olarak Furkan, babasının da direktifleri doğrultusunda başarılı olmanın birincil gereksinimini kendisine hedef bilmişti.

Sınavı kazanıp devlet memuru çıktığı ilk gün babası seri nasihatler ile beynini doldurmaya başlamıştı Furkan’ın. Diğer tüm boş öğütlerin içinden cımbızla ayıkladığı bir tanesi karakterine ters düşen susmak gereksinimi idi. Babasına göre ne kadar susarsa o kadar iyiydi Furkan için. Bir kurumda, hele ki devlet dairelerinde susmak fiilini yerine getiren insan fark edilmek hususunda diğerlerinden bir adım öne geçmiş demektir. Çünkü susmak insanların merakını çeler. Sadece iş yaparak zamanını geçiren ve nezaketen insanlara selam veren bir çalışan gizemli ve dolayısı ile dikkat çekici olur. Bu sayede yalnızca işi ile hatırlanır ve buna göre muamele görür… İmkânsız olan Furkan için susmaktı ve nasıl olduysa benimsemişti bu öğüdü. Sonuç olarak eline geçen bu sınav zaferi Furkan için son kurşun idi.

Kendini şanslı hissedebilirdi aslında Furkan. Sinop’ta zaten insanların sıcakkanlılıkları kalmamıştı. Kalmamıştı da, kaidenin altında ezilen istisnai insanları birçoğu sabah mesailerine gelen devlet memurları ve şehir içinde gündüz vakitleri çalışan, küçük esnaf hariç neredeyse herkesti. İnsanların sadece çalışırken duyarlı olabiliyorlardı. Furkan başka bir şehirden gelmiş, farklı biriydi. Onu tanımak ve çözmek gerekmekteydi de, bu sefer konuşmayan Furkan’dı. Öğrenmeye çalışıyorlardı Furkan’ın geçmişini. Furkan ise basit olan cevaplar veriyordu her defasında. Doğum tarihi, mezun olduğu okulu, memleketi, ailevi yapısı gibi. Kati suretle detaya girmiyordu hiçbir zaman. Böylesine sürüp giden sohbetler Furkan’a ilave puan yazıyordu. Sustukça merak ediliyor ve üzerine daha da düşülüyordu. Zaten bünyesinde ilgiye dayalı bir şımarıklık mevcuttu. Şımarıklığın verdiği gaz sayesinde de sabrını kullanmadan susmayı öğreniyordu.

Günler sabır taşı sertliğinde ve yontulmaya müsaitliğinde geçiyordu. Furkan mesai saatlerinde susuyordu. Ancak geri kalan zaman diliminde kimse ile konuşamıyordu da. İnsanlar iticiliklerini her akşam giymeyi ihmal etmiyorlardı üzerlerine. Artık mevsim de son bahardı. Zaten boşalmaya müsait tüm sokaklar, caddeler saat 7 gibi derin bir sessizliğe gömülüyordu. O saatten sonra tüm insancıl sosyal alanlar, bu şehrin kutsalı köpeklere kalıyordu.

Değişik bir zevkti susmaktan haz duymak. İnsanların böylece üstüne düşmesi ve en azından gündüzleri yüzüne gülen birilerinin olması rahatlatıyordu Furkan’ı. Tabi ki, insanların unutmak ve sıkılmak gibi özelliklerinin de olması Furkan’ın hesaba katmadığı bir durumdu. Sinop’a ilk geldiği günlerden bu yana içinde yer etmiş olan ilgisizlik hastalığının böylesine basit bir yöntem ile yenilmeye çalışılması adeta gerçekleri göz ardı etmeye yarayan bir bağımlılık gibiydi. Tam da Furkan’a uygun bir istemdi gerçekleri göz ardı etmek ve bu sayede tüm can sıkıntılarından sıyrılmak. Ders almaktan nasibini yeterliliğin altında almış bir bünye olan Furkan, zaman içerisinde mesai arkadaşlarının kendisinden sıkılacağını hiç düşünmemişti. Gerçek olan insanların değişen fikirleri ve uzanamadıkları ciğere mundar demelerinden ibaretti.

Teker teker etrafında iki cümle için pervane olan insanlar azalmaya başladılar. Hepsinden önce herkesin yapacak işi gücü vardı ve bir defasında bazı çalışanlar Furkan ile konuşmaya çalışmaktan daha mühim ileri olduğu konusunda uyarılmışlardı. Gerçek olanın önündeki sis perdesi yavaşça aralanıyor ve Furkan’ın uyanmasına neden oluyordu. Sessizliği sayesinde bulduğu çıkış yolu yine sessizliği yüzünden geri tepiyordu. Asıl şimdi sabrı ile susması gerekmekteydi ya, bunu nasıl yapacağını bilmiyordu Furkan. İnsanların kendisine dair bir anda azalan ilgileri başladığı yere geri getirmişti Furkan’ı.

Garip bir korku içerisinde başladı mesaisine yine günlerden bir gün Furkan. Nasıl bir talihtir ki bu insanı bir başına bırakır diye düşündü. Cevaplar buldu kendince saçma sapan. Bulduğu cevaplarla biraz olsun ferahlamak istedi. İşe yaramadı. Böylesine orijinal bir yalnızlığın pençesinde kıvranmak kaçınılmazdı…

1 yorum:

BURCU YILMAZ dedi ki...

YAZAMIYORUM BURAYA!!NEREDE YAZI EKLE? NEREDE ŞU YAZARIN YAZISINI SİL?NEREDE FARELİ BÖREKLER?