31 Ekim 2008 Cuma

İstenilen Düzey

Bölüm 3: Merak Hortlaması

Tedavisi olmayan bir hastalık gibi gelir yalnızlık insana ve hatta insan hasreti çekene. Anlaşılmaz nefes darlıkları, sürekli olarak kendini tekrarlayan kalp kasıntıları –ki, biz öyle sanmaktayızdır- ve televizyonda boy gösteren her saçma dizideki duygusal sahnelerin ardından dolan gözler fizyolojik belirtiler olarak vücuda oturur. Dikkat dağınıklıkları, saçma şeylere duyulan meraklar, yol çizgilerinin ve elektrik direklerinin adım başı sayılması, cama çerçeveye takılan isimler ve herkesin en aşina olduğu çizgilere basmadan yürümek de davranışlara yansıyan yan etkilerdir. Zamanla bu davranış bozuklukları internet ortamından arkadaş yapmak ve onlar ile anlamsız ilişkilere girmek gibi ileri seviyelere ulaşır. Furkan, ileri seviyelere ulaşmak için ilk adımları atmak üzereydi ve henüz bir alternatif çözüm yolu üretememişti kendi kazdığı çukurdan kurtulmaya.

Son numarası pes etmek niteliğindeydi aslında. Gizem adamı olmaktan uzakta, sosyolojik yaşam alanlarının bir kenarında pusuya yatarak, yakaladığı ilk kurbana cümleler kuracaktı. Bunu bile planladı Furkan. Her şey yavaş yavaş gerçekleşecekti. Bir defa da üstüne çullanmak kişiyi korkutabilirdi ve akabinde Furkan başladığı yere yine ve yine geri dönebilirdi. Öncelikle kendine bir kurban seçti. Mesai ortamından bir erkekti gözüne kestirdiği. Yaşı yaşına, boyu boyuna göreceliğinde olan bu kişi Furkan için büyük bir kafa dengi potansiyeli taşımakta idi. Avına yaklaşan bir bengay kaplanı gibiydi Furkan. Önce birkaç cümle, havadan sudan açılmaya zorlanan konular ve peşi sıra gelen özel hayata ve fikirlere dair kelamlar ile avını köşeye sıkıştırdı bir hafta içerisinde. Ne yazık ki, gerçekten mesai arkadaşını bir av olarak görüyordu ve bunu arkadaşına da belli etti istemeden. Sürekli konuştu içini onun üzerine boşaltırcasına. Bunca paragraf dolusu cümle ağır geldi ona ve uzaklaşmak istedi Furkan’dan. En son yapılan iş dışında görüşme teklifine mırın kırın eden fakat manidar bir red cevabı ile kaçmayı başardı genç adam. Furkan ise yine ve yeniden, hatta tekrardan bir başına kaldı.

Tek başına kalmak yeniden belki de en az hasarlı sonuç olabilirdi Furkan için. Nefsini köreltemeyip döktüğü içini artık koridorlardan, köşe başlarından ve tüm daire personelinin ağzının içinden toplamaktaydı. Sustuklarının yaptığı parça tesirli patlama en çok onu zararlı çıkarmıştı. Herkes en azından bir cümlelik bilgiye sahipti Furkan hakkında. Zaten bu tek cümle de insanlara sayfalar dolusu anlatacak hikayeler yaratmaya yeterdi. Ne kadar sakin yaklaştığını düşünse de, bir erkeğe kendinden durmaksızın bahseden başka bir erkek sevimsizlik ve bıkkınlık yaratırdı. Hesap edemediği bu durum şimdi insanların ağzında geviş malzemesi bir başı eğik olmasına sebep olmuştu. Şu saatten sonra kiminle konuşsa ayrı bir dalga konusu, farklı bir espri malzemesi ve bazıları sayesinde fıkralara malzeme olacaktı.

İnsanların meraklarını köreltmek tehlikelidir. Zaman içinde unutulan ve hortlarmışçasına gün yüzüne çıkan tüm merak konuları nedeni bilinmez bir hırs küpünü de beraberinde getirir. Geçmişte öğrenilemeyen şey her ne ise sonradan öğrenildiğinde daha da merak uyandırıcı olur. Bu kez daha derin incelenme gereksinimi duyar insan. Sürekli araştırır ve bir sonuca varma yolu arar. Bulamadığı yolları ise kendisi yaratır. Çünkü, meraksal sabrının sonunda olan insan kendi merakını yine kendi yöntemlerince dindirmek istemektedir. Bu bir çeşit ruhsal tatmindir. Özellikle iş yeri gibi sosyal ortamlarda, Furkan gibi birinin yeniden uyandırdığı meraklar, o insanlara göre ele verilmiş kozlar niteliğindedir. Furkan’ı çıkmak istediği yere ulaşmaması için elinden geleni yaptıracak, kin tabanlı kozlardır bunlar.

Furkan kendi başına açtığı sorunların henüz farkında değildi. Şu an için sadece dedikoduların vardığı noktaları ve ağzından tam olarak neleri kaçırdığını çözmeye çalışıyordu. Konuşurken şuursuzlaştığının farkına varması geç ancak olumlu bir adımdı. İçten içe seviniyordu bir yandan da. Kafasını yalnızlığından başka kurcalayan, merak ettiren ve farkında olmasa da insanları kendisine yaklaştıran şeyler oluyordu artık. Sonunda iyi kötü diyalogların kurulacağı zamanlara adım atmıştı nihayet…

1 yorum:

blumare dedi ki...

hoş olmuş.
cümleler bir cümlenin taşıyabiliritesinden fazla anlamlı.

devamını bekliyoruz...