17 Ağustos 2009 Pazartesi

Sıradan veya Sıradışı

On dokuz: Birine bakmak, birini görmek

Dilşa uzun saatler boyunca arabada ağladı, durdu. Bu yüzden bir perdenin arkasından bakıyordu dünyaya. Tabi bu durumun bir sebebi de arabanın bütün kapalılığına inat edermişçesine içtiği koca paket sigaraydı. Aklından neler yapması gerektiğine dair pek çok şey geçiyordu:

1-Kilolarca tatlı yiyip, paketlerce sigarayı peş peşe içerek dünyanın en güzel ölüm şeklini deneyebilirdi. Ama bunu sevmedi çünkü hiç bir insan uğrunda ölmeye değmezdi. ki gördüklerinden sonra O’ nun yaşamaya da değmediğini farketmişti.

2- Her şeyi bir kenara bırakıp çok uzun bir tatile gidebilirdi ancak mümkün olduğunca çabuk bir sahaf açmak, yıllanmış kitapların arasında, yaşanmışlık kokusuna gömülüp sürdürmek istiyordu hayatını. Bu hayal çok uzun zamandan beri vardı, vazgeçilemezdi.

Düşünmeye devam ederken aklına Emre geldi. Hayatına giren kadınlara yaptıklarıyla onu çok kızdırsa da lise yıllarından beri tanışmaları yüzünden kopmamıştı ilişkileri. Çünkü Emre çok zor bir çocukluk yaşamış ve bunun yükünü hep sırtında taşımıştı. Yaptığı yanlış şeyler bunun yüzündendi Dilşa' nın gözünde.

Birine anlatması, en azından içmeye başlayınca birinin ona sınırını bildirmesi gerekiyordu. Telefonu eline aldı. Telefon dükkanı olan bir hastası ameliyattan sonra teşekkür etmek için vermişti bu telefonu. Herkes bir şekilde göstermeye çalışıyor memnuniyetini diye düşündü. Ve bu düşünce biraz rahatlattı onu. Bu sırada telefon kulağında bekliyordu.

“Bir kere de ilk arayışımda duy be adam!”

Neyseki sonunda o bildik, güven veren ve insanı inceden titreten sesi duydu.

“İşyerini ara, bir kaç gün izin al, sende kalacağım.” Dedi.

Emre daha önce buna benzer hiç bir isteğini duymamıştı Dilşa’ nın. Bu yüzden hiç düşünmeden hemen kabul etti, zorlanarak ne olduğunu sordu.

“İçkileri hazır et anlatacağım.” Diye yanıtladı Dilşa.

“Daha güzel bir fikrim var, seni sahilde şirin bir yere yemeğe götüreyim bu akşam. Nasılsa bir kaç gün evde olacağız.” Dedi Emre ve duyacağını bildiği itirazları dinlemeden telefonu kapattı.

Emre yaptığı bütün korkunç şeylere rağmen, hiç dillendirmese de Dilşa’ yı bir abi bir baba gibi severdi. Ve onun bu hale gelmesinin tek bir kişiye bağlı olduğunu biliyordu...

2 yorum:

betüsens dedi ki...

bu güzelmiş, hazzettim.

Karenina dedi ki...

ben sevindim buna:)